kadınşairler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadınşairler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2019 Cuma

bütün harfleri kendime seçtim bütün savaşlar kendime çığırtkan bir karganın inadı olsun üstümde fısıldasın melekler sonunda yolun

24 Mayıs 2019 Cuma

GÜL VE SIR

gül düştü gözlerime
ıssızlığın rengindendi yaprağı

yağmurun tıpırtısı karıştı ayakseslerime
gizin içinde bir sır

soluklandım gül bahçelerinde
gül düştü gözlerime

24.05.2019

7 Mayıs 2019 Salı

İNDİ KUR'AN











Sarmıştı alemi zulmet, yürekler karanlık gece
Kirlenmiş diller küfürle, binbir çeşit binbir hece
Kim yarattı bu alemi, bilinmezdi bir bilmece
Onbir ayın sultanında, indi Kur’an Ayet’ile
Kalmamıştı canlarda hiç, acımaktan eser bile
Bilmiyordu sevmeyi de, muhtaç idi kul şefkate
Yıkmış idi çoktan artık, balta vurup merhamete
Onbir ayın sultanında, geldi Kur’an Rahmet’ile

Yüzer olmuş büyük küçük, cehaletin denizinde
Fazlalıktı birer birer, babaların gözlerinde
Korku dehşet yer etmişti, hep kızların yüzlerinde
Onbir ayın sultanında, sildi Kur’an Hikmet’ile
Ayet ayet her bir sure,Yaratan’dan Habib’ine
Üç ayeti Bakara’nın, bize Miraç’ta hediye
Hira Nur dağında geldi, ilk ayetler oku diye
Onbir ayın sultanında, indi Kur’an hürmetile
Çıkmış insanlıktan beşer, karanlık sarmış gözleri
Küfür isyan her bir kelam, zehir saçardı sözleri
Muhtaç iken arz-ı alem, uzandı umut elleri
Onbir ayın sultanında, indi Kur’an Himmet’ile
Vermez Allah isyankara, hak yolundan ayrılana
Kurulacak has kulları, atlastan taht-ı revana
Müjdelendi inci köşkler, güzel ameller yapana
Onbir ayın sultanında,indi Kur’an Cennet’ile
Okuyordu o Kur’anı, Her Ramazan Peygamber’e
Peygamber de ondan sonra, sıra ile Cebrail’e
Kaldı o zamandan bize, hatm-i Kur’an mukabele
Onbir ayın sultanında, indi Kuran Sünnet’ile
Meryem Şahin

19 Nisan 2019 Cuma

Yoksa?

                 taşlarımız nerede?
                 gözümüz mü kör?
                 tutuşsak elele?
                 ellerimiz mi yok?
yoksa!..

Meryem ŞAHİN 19.04.2019

11 Nisan 2019 Perşembe

Davet


gelincikler açar kırmızı kıpkırmızı
saçları siyah gelinler yapardık
gelinler üzüm gözlü
etekleri kırmızı

gelincik yaprağı düşler kurardık
şurup gibi tatlı
deniz gibi dalgalı
saatlerin göğsüne gömerdik
altın tozu duaları

gelincikler ve toprak ve deniz
çağırır bizi
günahsız ve tertemiz

7.4.2019

6 Nisan 2019 Cumartesi

Pazar/lık



nelere söyler dalında salınan çiçek
naz mıdır titreyişi yoksa niyaz mı
bilir ki sabah olup gece bitecek
kün feyekun'dan haberdar bu az mı

7.4.2019

1 Nisan 2019 Pazartesi

RENKLER EBRULİ OLDU

Geçen haftaki yazımızda okumaktan ve okumanın emri ilahi ile bizlere bir görev olarak verilmesinden bahsetmiştik. Okumak için gören bir göz, akleden bir beyin ve harfler gereklidir elbet. İşte bu harfler bazan kalemin kağıdı ya da herhangi bir yüzeyi şekillendirmesi ile olur. Ama salt bununla sınırlı olmadığını hepimiz biliriz.
Okunacak o kadar çok şey vardır ki kainatta, kimi rengiyle gösterir kendini, kimi şekliyle, kimi sesiyle… Yeter ki ibret nazarı ile bakacak göz olsun başımız üzerinde.
“Görenedir görene
Köre nedir köre ne?”
Misalindeki gören gibi görebilmek; cansız sandığımız varlıkların bile büyük ya da küçük birer kitap olduğunu anlayabilmemizi sağlar.
Gökyüzündeki varlıklar ehline nasıl çok şey anlatıyorsa, her şey o konuda bilgi sahibi olan yani onu okuyabilene derin bir bilgi verebilir. Renklerin insan üzerinde etkisini karakter bilimciler söylüyor. Kişinin sevdiği ve seçtiği renge bakarak o kişiyle ilgili ince detayları yakalayıp haber verebiliyorlar.
Beden dili insanın hatta hayvanların o anki ruh hali hakkında okumasını bilene neler neler anlatır. Dilsiz bir kediciğin bakışları sahibine  her şeyi söyler. Acıktığını, uykusu geldiğini, korktuğunu, canının acıdığını…boynu bükük bir çiçeğin söylediklerini de anlamak zor değildir.
Özetleyecek olursak her varlık ve her hareket okunması gereken bir kitaptır.
Toplumsal hareketler de böyledir. Kitle psikolojisinin etkilenim noktası öylesine hassastır ve buradaki küçücük bir kıpırdanış öyle hızla yol alır ki, küçücük bir hareket domino etkisi oluşturabilir.
Dün itibariyle de toplum olarak şiddetli bir toplumsal sarsıntı beli bir silkelenme yaşadık. Bu siyasi oluşumu da okumak bireyselden öte siyasi hayatın içinde ve ona yön verenlerin yapacağı iştir. Çünkü millet yazmıştır. Siyasiler okuyacaklardır.
Bununla beraber gündemi oluşturduğundan dolayı yetişkin her insanın bu tabloda okuyacağı ve okuduğu cümleler hatta sayfalar da yok değildir. Fakat hava bulutludur. Henüz sislerin altında kalanları görmek için zamanın geçmesi ve taşların yerine oturması gereklidir.
Değinmek istediğim konu sadece, okunması gerekenler nelerdir? Baktığımız zaman neyi nasıl okuyoruz sorusuna cevap aramaktır. Elbette bakış açımız ne yönü görecek şekilde konumlanmışsa o noktayı görebilir.
Burada esas olan yerimizi değiştirelim, penceremizi değiştirelim bir de şuradan, bir de bu taraftaki cepheden bakalım. Ama doğru okuyalım. Kısacık birkaç cümle toplumsal ve sonuç kitabında okunacakları özetlemeye yetebilir.
*Hiçbir şey ebedi değildir. Daha da önemlisi değişmez değildir. Yani kimse vazgeçilmez değildir. Gaflete kapılmanın ve hataları iyi irdelememenin sonuçları oldukça ağır bedelli olabilir.
*Masanın ön tarafında olmakla arkasında bulunmanın farkı bir hakimiyet değil, aslında büyük bir vebaldir. Bunun unutulması kötü sonuçlar doğurabilir.
*İttifakların kimlerle yapıldığının hiç önemi olmadan hareket edilmesi siyasetin gözünü kör ederse, akşam yanınızdaki kişinin sabah olduğunda bambaşka biri olduğunu fark edersiniz fakat tavşan bayırı aşmıştır artık. Bunu bütün siyasi partiler için söylüyorum.
Milletin okuması gereken tablo da var elbet. Onu da zaman gösterecek. Belki bir uyanışa vesile olur belki çocuklarımızla, kadınımız erkeğimizle şöyle bir silkelenip: bize ne oluyor? Deme bahtiyarlığına erebiliriz diye umut ediyorum.
Renkleri okuma sanatından bahsettik ya, bu seçimde bütün renkler karıştı birbirine…
Siyasi partilerin özüne onu bozan bir ecza düştü. Gören gözler de ebruli, yanardöner renklerden başka bir şey göremediler.
Şimdi vakit: fefirruuu illallah! Allah’a koşma vaktidir.
Ölmeden önce ölme vaktidir…
Hangi vazife ile gelmişsek ona halel getirmeden şu yeryüzünde yaşama vaktidir.
Yani dosdoğru olma vaktidir.
Yoksa renkler alaca bulaca oldu. Çocuklarımız bizden değiller sanki. Hergün her yerde evlatlarımızı kaybediyoruz. Yuvalarımızın yıkılışına şahit oluyoruz. Özümüzü karakterimizi kaybediyoruz. Okumayı beceremez hale geliyoruz. Kainat kitabı bakar körlermişiz gibi bize bir şey ifade etmez hale geliyor.
Şimdi vakit:
Kâinatı okuma vaktidir.
Meryem ŞAHİN / 01.04.2019

24 Mart 2019 Pazar

hayalhane



yeryüzü bir hayalhane
müslümanın bağrı yanık
kimi uyurgezer
kimi tesbihatta kalp uyanık

25.03.2019

pazar/lık



uzansam serin sessizliğine alemin
düşünceler usumda filiz olur mu
bahçem bahar olsa dalımda çiçek
umut bir kuş olup beni bulur mu

24.03.2019

22 Mart 2019 Cuma

Yaz Dedi Gönlüm

yaz dedi gönlüm
elim uzandı yürek kulesine
sicim yağmurlar ürperdi gecenin kör kuytularından


yaz dedi gönlüm
sabahın gözlerinden baktı dilenciler
ellerinde aynalar vardı

yaz dedi gönlüm
koca bir yumak sarmalından ilmekler doku
kur dua merdivenini eleğimsağma salıncağına

yaz dedi gönlüm
kalemin elif olsun sözlerin sükut
mavi sevdalar sallandır saçlarında baharın ve unut

22.03.2019

14 Ocak 2019 Pazartesi

HÜZÜN BİZİMLE


Zeytin Dalı Kültür Sanat Grubumuz bilindiği gibi kültür sanat alanında birçok önemli faaliyeti gerçekleştirdi.
Bunlardan biri de 2006 yılında Türkiye genelinde şairlerin katılımını sağlayarak hazırlamış olduğu şiir yarışmasıdır.
Yarışma sonucunda Çanakkal
e Şehitleri ve Şehitler konulu antoloji kitabımız Birey Yayınları'ndan cıkmıştı.
Cuma günü yayıncımız Birey Yayınlarının sahibi Mahmut BALCI'yı kaybettik.
Antolojimizde yer almaya hak kazanan şiirlerden biri de değerli şair,güzel insan Burhaneddin AKDAĞ'a ait.
Burhaneddin AKDAĞ'ı da şiir sanatının en güzel ve verimli zamanında yıllar önce kaybettik.
Bu vesileyle her iki kültür insanı değerli dosta Allah'tan rahmet diliyorum.

14,01,2019



13 Ocak 2019 Pazar

BİR GÜZEL İNSANI DAR-I BEKAYA YOLLADIK

Yıl 2006...
Ilık bir Eylül günüydü .
Cağaloğlu'nda Birey Yayınevi'nde O'nunla tanıştığım gün. 
Zeytin Dalı Kültür Sanat Grubumuzun güzel bir faaliyeti olarak Çanakkale Şehitleri konulu şiir antolojisi çıkarmaya karar vermiştik. 
Kendini kültüre, okumaya ve okutmaya adamış olan o güzel insan bu anlamlı çalışmamızı basmaktan memnun olacağını belirtti o gün. Ve antolojimiz çıktı. Çanakkale Şehitleri başlığıyla. 

Mutluydum.

Hem kitabımızın  yayınlanmasından hem de Birey Yayınlarının sahibi Mahmut Balcı'yı tanımış olmaktan dolayı mutluydum.
...
İnternet sayfama bakarken bu akşamüstü onun fotoğrafını ve altında uzun yorumlar listesini gördüm.
İçim ürperdi nedenini bilmeden.
Mahmut Balcı'yı kaybetmiştik. O, baki olana yürümüştü bir cami minberinden. Allah'ın mescidinden Allah'ın ilahlığına  davet ederken yürümüştü Rabb'ine.
Güzel yaşamış güzel ata binmiş ve güzeller güzeline yürümüştü. 
Geride eserleri, sevenleri ve duaları kalmıştı.

Üzgünüm.

Fakat, ölüm bizim için. 
Her nefis ölümü tadıcıdır, diyor Rabbim. 
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.
Mekanı Cennet olsun.

 13 Ocak 2019

4 Ocak 2019 Cuma

KÖRLER ÜLKESİNDE BİR AKŞAM

Oturdum kaldım mor koltuğa bir akşamüstü
Rüzgar hırçın eser mor dağların başında
Körler ülkesinde bir padişahım şimdi

Çocuk yüzleri katran çukurlarında gizli
Çöl gecelerinin sayısız kumları gözlerimde
Ne kulağım duyar çığlıklarını martıların
Ne çingene kadınlar fallara bakar
Ne ergen kızlar saçlarına papatya takar

Umutun elleri yapışşın yakama
Gökdelenler gül açsın ya da zambak

Geceler koynunda sabahı saklar karanlıklar nuru
Körler ülkesindeyim sabah yakın mı
Martılar denize bülbüller güle küstü


                                                                                                                              4 Ocak 2019

25 Aralık 2018 Salı

biraz deniz getir, biraz tuz
alevlenen camlarından toplayıp
anla işte
biraz İstanbul getir sen bana
...
Meryem Şahin 2018 ekim

16 Haziran 2017 Cuma

Sarı saçlı gül bebek
Elleri yumuk yumuk
Gözleri boncuk bebek
Kıskanır seni çiçek
Arılar ve uğurböcek
Al sana bir bebek
Sen ağlama gül bebek

Meryem Şahin